Tekfur Sarayı Müzesi (Porfirogennetos Sarayı) · Müzeler & sanat galerileri · İstanbul · Fatih
Bizans imparatorunun oğlu için 13. yüzyılda inşa edilen sarayın dış cephesinin kalıntıları.
Kayıtlı yönlendirme işaretleri: Canlı performanslar, Çocuklar için uygun, Gerçek mekanda hizmet, Giriş ücreti, Tekerlekli sandalyeye uygun giriş ve Tekerlekli sandalyeye uygun oturma düzeni başta olmak üzere toplam 9 işaretli özellik.
Tekfur Sarayı Müzesi (Porfirogennetos Sarayı), İstanbul şehrinin en popüler noktalarından biri.
Bizans imparatorunun oğlu için 13. yüzyılda inşa edilen sarayın dış cephesinin kalıntıları.
Tekfur Sarayı Müzesi (Porfirogennetos Sarayı) (İstanbul) için pratik notlar: Çocuklu gidiyorsanız mümkünse daha sakin saatleri ve çocuk dostu alanları sormak konforu artırır. Araçla gidecekseniz otopark girişi ve ücretlendirme için güncel bilgiyi sormak veya kontrol etmek işe yarar. Erişim ihtiyacınız varsa giriş, rampa ve asansör hakkında gitmeden teyit etmek ziyareti kolaylaştırır.
Şeffaflık
Seçim kriteri: Puan, yorum yoğunluğu ve içerik güncelliği (yayınlı kayıtlar).
Son güncelleme: 14 Nisan 2026
Ayvansaray, 34087 Fatih/İstanbul
8 yorum
İstanbul'un VI. Tepesi Edirnekapı konumunda. Mutlaka gezilmeli. Fotoğraflara her yerden erişmek mümkün. Ancak o atmosferi yerinde hissetmek bambaşka etkileyicilikte. Yaklaşık iki saat ayırmak gerekiyor. Girişte ekranda tanıtım videosu dönüyor. Buraya 6 kişilik bir oturma bankı konabilirdi. Giriş ücreti tam bilet 125TL (Aralık '25)
Bizans kalesi, içerisinde çini ve cam örnekleri mevcut, seyir terası 2.katta çok güzel bir manzarası var. Otopark alanı göremedim,motorla gelecekler için girişin hemen önüne sarı dubaların arasına park yapabilirsiniz. Saraya çıkmadan sağ tarafta park yapılan bir alan var ama ücretli mi emin değilim. Asansör mevcut, içerisinde cafe mevcut ancak kapalıydı. 45-50 dakikanızı ayırarak gezebilirsiniz.
Sultan 3. Ahmed dönemi (1703-1739) sadrazamlarından Damat İbrahim Paşa'nın geleneksel üretimleri canlandırma politikaları kapsamında, çini üretim merkezi olan bir yer. İznik'ten 1726 yılında çini ustaları ve fırın planları getirtilerek Tekfur Sarayı'nda çini atölyesi kurulur. Tarihi arșiv belgelerinden bilinen bu çini üretimi istanbul'daki cami ve sarayların bezenmesinde kullanılmış, Anadolu dışındaki Osmanlı tarihi coğrafyasına dağılmıştır. Kapalı alanın diğer bölümlerinden çıkan malzemeler ise burada mevcut atölyenin çalışma sahasını belirlemiș ve çini parçalarının depolandığı yer ortaya çıkmıştır. Bu kazılar sonucunda fırınlarda sadece çini değil, sırlı ve sırsız cömlek üretildiği de ilk kez kanıtlanmıştır. 2001 yılında avluda sondaj çalışmaları yapılmış ve Bizans Dönemine ait (12.-14. yüzyil) amphora parçaları ile künk su boruları çıkmıştır. Tekfur sarayı çini fırınları, İznik'ten gelen ustalar tarafından kurulmuş olmalarına rağmen, iznik çini fırınlarında pek görülmeyen daire planı ve yalıtım duvarlarına sahiptirler. Bu arada hepimizi üzen konu şu: Tekfur Çinilerinden pano. (replika-birebir kopya, aslı 18.yüzyıl) Bu güzel çinilerin müzeye nasıl geldiği konusunda bir bilgi yoktur. Müzede yer alan Kandilli vapur iskelesi yakınında yer alan camii mihrabı, 1. Mahmud'un emriyle 1751'de yapılan tarihi Cami için yaptırılmıştır. Kareye yakın dikdörtgen planlı kagir bir yapıdır. Caminin mihrabı, Tekfur Sarayı çini atölyesinde üretilen çinilerle kaplanmıştır. Yenilenen camide eski yapının Tekfur Sarayı çinileri yeniden kullanılmıştır. Sarayın avlusunda yer alan mermer ve bazalt sütun gövdeleri, kaideler sütun başlıkları ve mimari parcalar İstanbul Arkeoloii Müzeleri'nin burada yaptığı kurtarma kazıları sırasında dağınık olarak bulunmuştur.
Müze genel olarak güzeldi gitmeye değer diyebilirim. Gidin görün gezin. Bizans imparatorluk sarayı kompleksinin ayakta kalan tek binası. Temiz düzenliydi bahçe falan. Giriş ücreti tam 125 lira müze kart geçmiyor. Üst kattan İstanbul manzarası çok güzel
Güzel renove edilmiş. Içindeki sergilenen ürün sayısı malesef az, sergilendikleri vitrinler mekanın büyük kısmını kaplıyor. Belki ileride daha farklı sunumlar eklenir. Bina ile iligli tanıtım videolero güzel hazırlanmış. Zaman ayirip seyredmek tavsiye edilir. İlk asansörle yukarı çıkılıp sonra geziye devat etmek bence iyi olur. Merdivenlerle çıkılan seyir terasindaki merdivenlere dikkat etmek lazım. Manzarası güzel, tüm çevreye hakim. Park yerleri hemen alt kısımda ama yoğun günlerde yer bulmak biraz zor olabilir. Görülmesi gerekli mi, bence evet görmek lazım. Ikinci kere gitmeyi düşünür müyüm, sanmam. Müzekart geçmiyor.
Tekfur Sarayı veya Porfiroğenitus Sarayı (Yunanca: Παλάτιον τοῦ Πορφυρογεννήτου), bütün Dünya'da geç Bizans mimarisinin nispeten bozulmamış örneklerinden biridir. İstanbul'da Fatih ilçesi sınırları içerisinde, Edirnekapı semtinde bulunmaktadır. 13. yüzyılın sonlarında veya 14. yüzyılın başlarında, Blaherne saray kompleksinin bir parçası olarak inşa edilmiştir. 10 -14. yüzyıl arasında yapılmış olduğu tahmin edilen bina hakkında tartışmalar sürmektedir. Ancak zemin kat ile birinci katta kullanılan duvar tekniği arasındaki farklılık, ayrıca mekânın üç, güney duvarının dört bölüme ayrılmış olması, yapının iki ayrı dönemde inşa edildiğini düşündürmektedir. Bu dönemlerden ikincisinin Paleologos Hanedanı dönemi olduğu kesindir Saray, ilk bakışta ismini 10. yüzyıl imparatoru VII. Konstantin Porphyrogenitus’tan almış gibi görünmesine rağmen aslında İmparator VIII. Michael Palaiologos’un oğlu Konstantinos Paleologos'dan almıştır. Adı ‘mor doğmuş’ anlamına gelen “Porphyrogenitus” ülkede hüküm süren bir imparatorun burada doğduğu anlamına gelmektedir.
Tekfur Sarayı, İstanbul’un Edirnekapı yakınlarında, kara surlarına bitişik konumda bulunan ve günümüze ulaşabilmiş son Bizans saray yapısı olması nedeniyle büyük önem taşıyan bir yapıdır. 12.–13. yüzyıllarda inşa edildiği düşünülen saray, Bizans’ın geç döneminde imparatorluk ailesinin ikamet ettiği Blakhernai Saray Kompleksi’nin bir parçasıydı. Tuğla ve taşın dekoratif biçimde bir arada kullanıldığı dış cephesi, dönemin mimari üslubunu çarpıcı şekilde yansıtır. Osmanlı döneminde iskân ve atölye amaçlı farklı kullanımlara sahne olan yapı zamanla ağır tahribat görmüş, özellikle 19. yüzyılda harap bir hâle gelmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlatılan restorasyonlar, uzun aralıklarla ve aşamalı biçimde sürmüş; en kapsamlı çalışma 2010’lu yıllarda gerçekleştirilmiş ve yapının hem strüktürel olarak güçlendirilmesi hem de kaybolmaya yüz tutmuş cephe düzeninin korunması sağlanmıştır. Bu restorasyon süreci sayesinde Tekfur Sarayı yeniden ziyarete açılarak bir müze ve kültürel etkinlik alanı hâline getirilmiştir. Bugün Tekfur Sarayı, geç Bizans mimarisine dair sunduğu nadir örneklerle, özgün cephe bezemesiyle ve hem Bizans hem Osmanlı dönemlerindeki çok katmanlı kullanım geçmişiyle İstanbul’un en önemli tarihî yapılarından biri olarak değerlendirilmektedir. Saray içerisinde eserler çoğunlukla çini üzerine. Çiniler ilginizi çekmiyor olsa da terasındaki manzara kesinlikle muhteşem. Teras panoramik İstanbul (Haliç) manzarası sunuyor. Görülmeye değer. Saray, Kariye Camiisine yürüyerek 4 dakika mesafede. Otopark biraz problem olabilir. 125₺ tam kişi ücreti. Öğrenci indirimi mevcut.
11.-15. yüzyıllar arasında Bizans İmparatorluğu Sarayı olarak kullanılan Blaherne Sarayı kompleksinden günümüze sağlam olarak ulaşmış tek bölümdür ve bütün dünyada geç Bizans mimarisinin nispeten bozulmamış örneklerindendir. Osmanlı döneminde çini atölyesi olarak kullanılmış. Seyir katı ile 4 kat olduğu söylenebilir.Surların arasında, güzel bir müze. Giriş paralı. Müzekart geçmiyor.